Sürdürülebilir Yaşam Alanları Tasarımı
Benko Ana Sayfa
 
 
SYA Faaliyetlerimiz

Hava, Su, Toprak

Temiz hava, temiz su, temiz toprak aslında temel insan hakları arasında olması gereken en temel yaşam kaynaklarımızdır. Hava, su, toprak temiz olursa temiz gıdadan bahsedebiliriz. Hepimizin ortak yaşam kaynaklarımızda çok ciddi sorunlar var ama bu sorunlara yeteri önem verilmiyor ve sorunlar da katlanarak büyüyor.

 

Temiz Hava

İnsanoğlu olarak son 200 yılda dünyanın havasını değiştirdik. Nefes aldığımız havadan önceden bulunmayan türlü kimyasallar var ve bazı gazların oranlarında da ciddi artışlar var. Aşağıdaki tabloda havadaki değişimi göreceksiniz.

 

SERA GAZI

1750 öncesi oranı

Temmuz 2009 oran

Artış Nedeni

Atmosferdeki ömrü (yıl)

Konsantrasyonlar milyonda bir olarak (ppm)

Karbon dioksit (CO2)

280

384.8

fosil yakıtlar, çimento üretimi, arazi kullanımındaki değişimler

~ 100

Konsantrasyonlar milyarda bir (ppb)

Metan (CH4)

700

1857

Fosil yakıtlar, pirinç tarlaları, çöplükler, büyükbaş hayvanlar

12

Azot Oksit (N2O)

270

321

Suni gübre, motorlarda içten yanma, endüstriyel aktivite

114

Troposferik ozon (O3)

25

34

saat-gün

Konsantrasyonlar trilyonda bir (ppt)

CFC-11 (trikloroflorometan) (CCl3F)

sıfır

246

Soğutucular

45

CFC-12 (CCl2F2)

sıfır

541/537

Soğutucular

100

HCFC-22(CHClF2)

sıfır

197

Elektronikler, soğutucular

12

HCFC-141b(CH3CCl2F)

sıfır

21

endüstriyel aktivite

9.3

HCFC-142b(CH3CClF2)

sıfır

20

endüstriyel aktivite

17.9

Halon1211(CBrCIF2)

sıfır

4.4

endüstriyel aktivite

16

Halon1301(CBrCIF3)

sıfır

3.2

endüstriyel aktivite

65

HFC-134a(CH2FCF3)

sıfır

49

endüstriyel aktivite

14

Karbon tetrachlorit (CCl4)

sıfır

90

endüstriyel aktivite

26

Metil kloroform(CH3CCl3)

sıfır

12.7

endüstriyel aktivite

5

Kükürt heksaflorit(SF6)

sıfır

6.40

endüstriyel aktivite

3200

 

AMERİKAN Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uydu haritaları, son 10 yılda İstanbul’daki kontrolsüz büyüme ile havadaki solunumu kirleten azot dioksit oranının yüzde 50 oranında arttığını tespit etti. Kirlilik artışı, Ankara’da yüzde 30, İzmir’de ise yüzde 10’da kaldı. ABD ve Batı Avrupa’da ise kirlilik oranlarının uygulamaya sokulan yeni yönetmelikler sayesinde 10 yıl öncesine göre yüzde 20 ile 50 arasında azaldığı görüldü. Hava kalitesi göstergelerinin yeni ve yüksek çözünürlüklü küresel uydu haritaları kullanarak tespit eden NASA bilim insanları, 2005 ve 2014 yıllarındaki dünyanın çeşitli bölgelerindeki 195 farklı şehir üzerindeki hava kirliliği trendlerini takip ederek karşılaştırdı.

Haber kaynağı linki

 

1700'lerde havada sadece milyonda 280 oranında bulunan karbondioksit (CO2) gazı, %43 oranında artış göstererek 2015'te milyonda 400 oranını aştı. CO2 bir sera gazı olduğu için dünyanın ısınmasına yol açıyor. Dünya genelinde sıcaklık ortalamalarında şimdiden 1 derecelik artış var ve bu artış hızla devam ediyor. Ancak dünyanın dengeleri de bozulmaya başladı. Normal dışı iklim olaylarında hem sayısal hem de şiddet ve zarar olarak artış var.

 

 

 

Temiz Su

 

  • Dünya çapında kirli su nedeniyle günde 14000 kişi ölüyor – en büyük ölüm sebebi.
  • Çin’de şehir sularının %80’i kirli – yarım milyar çinli temiz suya erişemiyor.
  • ABD’de nehirlerin %45’i kirli.
    • Endüstriyel tarımda kullanılan suni gübreler yeraltı ve yerüstü sularına karışıyor.
    • Birçok endüstri atıklarını yeraltına boşaltarak yeraltı sularını veya direkte derelere boşaltarak dereleri, gölleri, denizleri kirletiyor.
  • Dünyanın yeraltı su kaynaklarının yarısını tükettik. Haber kaynak linki
  • Ülkemizde de durum farklı değil.

 

 

Temiz, Canlı, Bereketli Toprak

 

  • Son 40 yılda canlı üst toprağın üçte birini kaybettik: kirlilik, yanlış tarım, erozyon... Haber kaynağı linki

  • Korkunç tablo: Türkiye’de son 10 yılda Belçika büyüklüğünde toprak kaybı… Haber kaynağı linki

  • Normalde 2 cm toprak 500 yılda oluşur. (Permakültür bilgisi ile birkaç yılda yeni üst toprak meydana getirebiliyoruz. Bereketli toprak elde etme)

 

Temiz Gıda

 

Ne yersek oyuz.

  • Temiz hava, temiz su, temiz toprak olmayınca temiz gıdaya erişim de çok zor oluyor. Şehirlerde marketlerde organik reyonu dışındaki gıdaların neredeyse tamamı modern tarım ve modern endüstri ürünleri ve üzerlerinde, içlerinde sağlığa zararlı türlü kimyasallar içeriyorlar.

  • ABD ve Avrupa'da bile şehirlerde tüketilen gıdanın sadece %4'ü organik. Haber kaynağı linki

  • Temiz gıdaya erişim gittikçe zorlaşıyor. Kendimiz ve yakın çevremiz için yerelde 'temiz gıdaya erişim toplulukları' kurarak kendi doğal gıdamızın temini için çaba göstermeliyiz.

  • Temiz gıda üreten kaynakları bulabiliriz, kendi gıdamızı üretmek üzere topluluk bahçeleri kurabiliriz.

  • Belentepe Yazıları: Temiz Hava, Temiz Su, Temiz Toprak

 

 

Semptomlar

  • Artan kirlilik
  • Artan hastalıklar (maruz kaldığımız türlü kimyasallar, değişen iklim koşulları yüzünden)
  • Artan toplumsal huzursuzluklar
  • Artan normal dışı iklim olayları: seller, fırtınalar, yangınlar, kuraklık...
    • Artan can kayıpları, maddi kayıplar
    • Gıda üretiminde kayıplar, artan gıda fiyatlar
  • Toplu canlı ölümleri (arılar, kutup ayıları, balinalar, deniz mercanları, ağaçlar...)
  • Canlı göçleri: göçedebilen daha normal yerlere kaçmakta (Akdeniz'de görülen tropik deniz canlıları, göçeden böceklerle yayılma riski olan tropik hastalıklar...)

 

 

 

2011'e gelindiğinde Suriye'de 4 yıldır süren bir kuraklık vardı. Toprağın bereketi kayboldu, mahsul alınamadı, hayvancılık çöktü ve gıda fiyatları hızla yükseldi. En az 1.2 milyon kişi bu kuraklıktan etkilenmişti. Kırsalda yaşayanların gelirlerinde %90'a varan düşüşler oldu. Kırsalda geçinemeyenler şehirlere toplu göçlere başladı ve toplumsal huzursuzluk.. iç savaş.

Kaynak: Human Rights Council of the United Nations, Report of the Special Rapporteur on the right to food, Olivier De Schutter (January 27, 2011): 5. http://www.srfood.org/images/stories/pdf/officialreports/20110121_a-hrc-16-49-add2_country_mission_syria_en.pdf

 

Bunlar Normal Şeyler Değil!

 

2015 sonuna doğru kuzey yarım kürede çok garip havalar yaşandı. 25 Aralık'ta New York şehri gün ortası sıcaklığı 22 derece, Los Angeles şehri ise 17 dereceydi. ABD'liler krismas kış tatilini yaz sıcaklarında geçirdi. Ardından fırtına soğuklar, seller geldi. ABD'de sel, fırtına, hortumlardan 28 kişi öldü. İngiltere'de geniş alanlarda meydana gelen sellerde 6700 bina su altında kaldı. Paraguay, Uruguay, Brezilya ve Arjantin'deki seller yüzünden yüz bin kişi evsiz kaldı.

2016'ya girerken hem ABD'ye hem de Türkiye'ye kutup soğukları geldi. Çünkü Atlas Okyanusu üzerinden kuzey kutbuna çıkan bir sıcak hava dalgası, kutup soğuklarını kutuplardan daha güneye, bize kadar itmişti. Ve biz burada eksi dereceleri yaşarken, kuzey kutbunda normalde -30 derece olması gereken sıcaklık artı derecelere yükselmişti ve buzlar eriyordu. Kışın kuzey kutbunda buzul erimesine ilk defa şahit oluyorduk.

Dostlar, bunlar normal değil. Doğa ve dünyanın dengelerinin nasıl da ciddi şekilde bozulduğunun alarm zilleri ve sadece bu da değil; uzun yıllardır doğanın dengeleri bozulmakta ve normal dışı iklim olayları artmakta. İnsanoğluna ciddi bir uyarıdır ancak hala büyük çoğunluk farkında değil.

 

  • Her geçen gün dünya genelinde normal dışı olaylar sayı ve şiddet olarak çok daha fazlalaşacak.
    • Kırsalda yaşayanlar bu gidişatın canlı tanığıdır.
  • Doğada hızla ve ciddi boyutlarda anormalleşme yaşanıyor.
  • Toplumsal huzursuzluklar kaçınılmaz.
  • Çözümü konuşan, bilen ?

 

Doğanın Dengesi

 

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) 1950'de kurulmuştur ve bu tarihten bu yana dünyanın hemen her bölgesindeki iklim verilerinin kaydını tutmaktadır. Aşağıdaki grafikte 1950-1980 arasındaki ortalama sıcaklık değişimini görüyorsunuz.

 

 

Yandaki grafiğin neredeyse mükemmel bir çan eğrisini temsil ettiğini gözlemleyebilirsiniz. Çoğunluk ortalamada, standart sapması az, bir denge, düzen var. Dünya ikliminde milyonlarca yıl içinde bir denge, düzen oluşmuştu. Mevsim normalleri vardı, bahar yağmurları, kışın bol yağış ve kar. Uzun yıllar içindeki aylara göre sıcaklık ortalamaları da istikrarlı idi. Mesela Haziran'da sıcaklık ortalaması 20 derece ise, herhangi bir haziran gününde sıcaklığın 19-21 derece arası olması normaldi ama çok nadiren 18 derecenin altında veya 22 derecenin üzerinde sıcaklıklar olurdu. 1-2 derecelik sıcaklık farkı da önemli değildi. İnsanlar bu normallere güvenerek tarım, hayvancılık yaptılar, geçim sağladılar.

 

Şimdi 1950-80 arasını baz alarak, 1981-1991 arasındaki değişime bakalım:

Artık bir yılın 365 gününün büyük kısmında geçmişe göre çok daha sıcak günler yaşıyoruz. Ortalamaların 4-5 derece üzerinde günlerin sayısı da gittikçe artıyor.

 

1990'larda sıcağa doğru kayma hızlanıyor.

 

Ve 2001 ile 2011 arasındaki değişim:

Artık yazın herhangi bir gününde, uzun yıllar ortalamasından 3-5 derece daha sıcak veya 2-3 derece daha soğuk günler olma ihtimali arttı. Yani bir başka deyişle bir günden diğerine sıcaklığın 7-8 dereceye farklı olma ihtimali arttı.

Bir sınıfın not ortalaması ile standart sapması örneğindekinin aynı burada yaşanıyor. Geçmişte iklimde, sıcaklıklarda bir istikrar, denge varken, şimdilerde standart sapması fazla olan sınıftaki durum yaşanıyor. Nasıl o sınıfta notlar bir uçtan öbür uca zıplıyorsa, bugün de hava sıcaklıklarında sürekli zıplamalar yaşıyoruz. Kış olmasına rağmen Ocak ayı başında 27 derece veya Şubat ortasında 20 derecenin üzerinde sıcaklar görüyoruz ve hemen sonrasında eksi derecelerde soğuk havalar ve kar gelebiliyor. Normal dışı iklim olaylarında (kuraklık, seller, orman yangınları, aşırı sıcaklar ve aşırı soğuklar) bir artışın yaşadığını farketmeyen var mı?

Peki doğada bu zıplamalar sonucu neler oluyor? Bitkilerin tamamı stres altında, erken bahar geldiğini sanan ağaçlar tomurcuklanıyor ve ardından gelen bir kar, don o ağaçlara büyük zararlar veriyor, verim/bereket düşüyor...

 

Yukarıdaki grafiklerden genel gidişatın daha sıcak günlere doğru olduğu net görülüyor. Ne kadar daha sıcak? Daha şimdiden dünya genelinde sıcaklık ortalaması 1 derece arttı. Bilim insanları toplam 2 derecelik sıcaklık artışını garantilediğimizi ve bunun üzerine çıktığımız takdirde dünya üzerinde bildiğimiz, alıştığımız hayatın sonlanacağını söylüyorlar.

Belentepe Yazıları: Doğadan Ders Almak, Çan Eğrisi

 

 

Her geçen yıl, bir öncekinden daha sıcak oluyor!

 

Gidişatta Benim de Payım Var. Problem Benim.

 

 

Yaşam tarzımla doğanın, dünyanın gidişatına etki ediyorum. Tek başına pek bir etkim olmuyor gibi görünebilir ama aynı şeyi milyonlar, milyarlar yapınca büyük bir etkisi oluyor.

  • Kısıtlı ortamda
  • Artan oranda çoğalma,
  • Artan oranda kirletme,
  • Artan oranda şehirleşme
  • Sürdürülemez
  • DÜNYAMIZ ve DOĞAL KAYNAKLARI KISITLIDIR.

Tükettiğimiz kaynaklar, gıda, ulaşım, ısınma/enerji ihtiyaçları... hepsi birlikte bireysel ekolojik ayak izimizi oluşturuyor. Yaşam şekline göre ayak izi de değişiyor.

 

Dünyanın kısıtlı kaynaklarının hepsi bir arada dünyanın 'biyokapasite'sini oluşturuyor. Dünyanın kaynaklarını sürdürülebilir bir şekilde kullanabilmek için tasarruf etmemiz gerekir ancak tam tersine hem insan nüfusu artıyor hem de tüketim. Öyle ki 1970'lerde sürdürülebilir kapasite aşılmış ve şu anda %40 daha fazla aşmış durumda.

Yani aslında gelecek nesillere kalması gereken kaynakları tüketiyoruz ve böyle devam ederse, çocuklarımız aşırı kirlenmiş, yeterli kaynak olmayan bir dünyada hayat mücadelesi vermek zorunda kalacaklar.

 

Sağdaki grafikte Türkiye'nin biyokapasitesi ve Türk insanının toplam ekolojik ayakizi gösterilmekte. Ülkemizin sürdürülebilir taşıma kapasitesini biz de 1970'lerde aşmışız. Kaybettiğimiz, yokettiğimiz, kirlettiğimiz toprak, su, yeraltı kaynakları, ormanlar aslında çocuklarımızın kaybolan geleceğidir.

 

 

Soldaki grafikte Türkiye genelinde zaman içindeki yağışlardaki değişimi görüyorsunuz. Kırmızı ile gösterilen bölgelerde zaman içinde yağışlarda azalma var. Yeşille gösterilen bölgelerde ise yağışlarda artış. Kırmızının büyük olduğu yerler, yağışların en fazla azaldığı bölgeler.

Ülkemiz genelinde, Doğu Karadeniz dışında yağışlarda azalma var.

 

 

Sağdaki grafikte ise yıllık ortalama sıcaklıklardaki değişimi görüyorsunuz. Kırmızı ile gösterilen bölgelerde sıcaklıklarda artış var. Kalın kırmızı olan bölgeler ise en çok ısınan bölgeler.

Ülke genelinde sıcaklıklarda bir artış var - ki dünya genelindeki gidişata da uyuyor.

 

 

İklim bilimcilerin yakın gelecekteki kuraklık tahminlerine göre dünyada en hızlı kuraklaşacak, çölleşecek bölgeler içindeyiz!

 

Türkiye çölleşme risk haritası. Yakın gelecekte en riskli bölgeler.

İşte bu nedenlerle ayrışma, tartışma, zaman kaybetme yerine, hep birlikte seferberlik içinde ülkemizin biyokapasitesini korumalı, daha da dirençlendirmeli ve yaklaşan büyük tehlikeye karşı birlikte mücadele etmeliyiz.

Yaşam kaynaklarımız hızla tükenirken, yapabileceğimiz en kötü şey yangına körükle gitmektir. Çok şeyleri yanlış yapıyoruz ve hepimiz yapıyoruz. Başkasına suç atmanın faydası yok.

Kendi yanlışlarımızı görmeli ve problem olmaktan çıkıp çözüm olmalıyız. Ancak herkes bu şekilde davranırsa yangının sönme ihtimali doğar. Çocuklarımızın geleceği için elimizden geldiği kadar çaba göstermeliyiz.

 

Soldaki harita ülkelerin toplam kara alanlarının yüzde kaçının orman olduğunu gösteriyor. Güney komşularımızda ormanlar %3’ün altında. Bizde %27 ve kuzey komşumuz Bulgaristan’da %37. Göç alan Avrupa ülkelerinin hepsinde de %30’un üzerinde.

İnsan yaşamı ve orman birbirlerine tahmin edemeyeceğiniz kadar bağlıdır. Çünkü ormanların doğanın denge ve döngüsünde kritik görevleri vardır. Eğer orman kaybolursa yerel ekosistemler çökmeye başlar. Yağmurlar azalır, kuraklık artar ve en sonunda çölleşir. Çöllerde pek fazla sayıda insan yaşayamaz çünkü çok zor koşullardır – ancak yerel bilgi, beceri, çalışkanlık, yardımlaşma gibi meziyetleri olanların yaşama şansı vardır.

Yapabileceğimiz en önemli işlerin başında ülkeyi ormanlaştırmaktır. Ancak ekosistem mantığı ile ormanlaştırmak gerekir, yoksa aynı cinsten veya birkaç cinsten ibaret dikilmiş olan binlerce ağaçtan gerçek anlamda orman oluşmaz. Orman oluştururken birden fazla fayda sağlayacak 'Gıda Ormanları' tasarımı ve çalışmaları yürütülebilir.

 

ÇÖZÜM: Sürdürülebilir Yaşama Doğru Dönüşüm

 

Aralık 2015'te Paris'te sonuncusu gerçekleştirilen 'Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda iklim değişikliğini önleyebilmek üzere uluslararası bir anlaşmaya varıldı. Her ne kadar bu anlaşma içerik ve yaptırımlar konusunda çok yetersiz olsa da, gidilmesi gereken yolu gösterdiği için önemlidir ve sürdürülebilir yaşama doğru atılacak her adımın destekleneceğini de göstermektedir.

Eğer çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyorsak, dönüşüm şarttır. Dönüşüm aniden olmaz, ama ufak ve doğru adımlarla gerçekleştirilebilir.

Birey olarak yapabileceklerimiz:

Bahçecilik

Neden Bahçecilik

  • Çünkü Yapabiliriz ve Birden Fazla Fayda Elde Edebiliriz.
    • Balkonda, Çatıda, Toprağa eriştiğimiz her yerde!
  • Kendi Doğal Gıdanı Üretmek
    • Sağlıktır.
    • Spordur – vücut hareket eder.
    • Çalışkanlıktır.
    • Rahatlama, Huzurdur – pozitif enerji. Bilgi ve beceri elde edersin.
    • Zor zamanlar için çok değerli bilgiler.
    • Toprağı, doğayı tanımaya başlarsın, değerini anlarsın.

Topluluk Bahçesi

  • Şehir içindedir
  • Erişilebilir, başlangıcı kolay, az masraflı
  • Tembelliği atıp çalışkanlık için
  • Vakfedilmiş bir toprak üzerinde bir grup insan kendi kaynaklarıyla bahçecilik yapar, gıdasını üretir.
  • Her yaştan insan: çocuktan-yaşlıya

Temiz Enerji

  • Güneşten sıcak su ve elektrik üretebiliriz
  • Rüzgardan elektrik üretebiliriz
  • Ürettiğimiz fazla elektriği satarak gelir bile elde edebiliriz.
  • Toprak ısısını binalarımızı ısıtmada kullanabiliriz
  • Atık bitkisel yağlardan elektrik üretebiliriz veya araçlarda yakıt olarak kullanabiliriz.

Geri Dönüşüm

  • Mutfak atıkları, biçilen çimler, budanan dallar... bunlar sorun olmaktan çıkıp faydaya dönüşebilir.
    • Kompost gübre elde edilebilir
    • Törf elde edilebilir
    • Çıkan metan gazından enerji elde edilebilir
  • Mutfak ve banyo gri suları doğal yollarla temizlenip sulamada kullanılabilir.

İstendiğinde dönüşüm için yollar bulunur. Önemli olan herkesin birey olarak bu yönde çaba göstermesidir. Yerelde aynı düşüncedeki dostlarla kendi doğal gıdanızı üretmek üzere adım atmak, yapılabilecek en faydalı iştir.

 

 

 
 
Untitled Document

Benko Bilgisayar Yazılım Mühendislik İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.
Demirci Mah. Anıl Sokak No: 4 16059 Nilüfer / BURSA
Telefon:
0(532) 614 99 43
Eposta: info@benkoltd.com